SAHTE FATURAYA HAPİS CEZASI

18-06-2020 09:52

736 kez okundu

SAHTE FATURA DÜZENLEYEN VE KULLANANLAR YÜKLÜ HAPİS CEZASI ALABİLİRLER.

Vergi Usul Kanununun 359. Maddesinde kaçakçılık suçları ve cezaları düzenlenmiştir. Bu maddenin (b) bendinde sahte fatura düzenleyen ve kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır hükmü mevcuttur. Yazıya başlamadan önce vergi kaçakçılığı suçunu açmak gerekir.

Vergi kaçakçılığı suçu genel tanımlama olarak ; vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma/ibraz mecburiyeti bulunan defter ve kayıtların, fatura veya diğer belgelerin hukuka aykırı olarak düzenlenmesi, kullanılması, tahrif edilmesi, yok edilmesi; bu evrak ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapılması ile meydana gelen vergi suçlarındandır.

 Ele alacağımız konu uygulamada vergi kaçakçılığı suçları arasında en çok rastlanılan suç tipi sahte fatura düzenleme veya kullanma (naylon fatura) suçudur.

SAHTE FATURA DÜZENLEME VEYA KULLANMA

Faturaya konu iş gerçek bir durumu yansıtmıyor ise “naylon fatura” (sahte fatura) sayılır. Sahte (naylon) fatura, 213 Sayılı vuk’un 359. maddesine göre gerçekte herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı halde düzenlenen fatura olarak tanımlanabilir.

Sahte belge veya fatura kullanma suçunun (naylon fatura kullanma) maddi unsurları açısından Yargıtay ayrıntılı kriterler belirlemiştir (YCGK-2014/366K.):

Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçu, haksız kazanç sağlamak veya az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek suretiyle vergi kaçırmak için işlenen bir fiildir. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde, varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir. Örneğin, satın alınmayan mal veya hizmetin alınmış gibi fatura tanzim edilmesi faaliyeti sahtecilik, düzenlenen fatura da sahte belgedir. Sahte olarak basılmış ya da mükellefin rızası dışında mükelleften elde edilmiş belgeler de sahte belgedir (VUK md.359).

Belgenin asıl ve suretinde yapılan sahtecilik arasında fark olmayıp sahtecilik kısmen veya tamamen yapılabilir. Tamamen sahtecilik, gerçekte olmayan bir vergi olayının varmış gibi belgeye yansıtılmasıdır. Kısmen sahtecilik ise, gerçek ve gerçek olmayan muamele veya durumların aynı belgede yer almasıdır. Örneğin; gerçek emtia satışı için düzenlenen faturada ayrıca yapılmayan emtia satışının da gösterilmesi gibi.

Kısmen sahte belgeyle muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyi karıştırmamak gerekir. Yanıltıcı belgede, gerçek muamele veya durum mevcut olmakla birlikte bunların mahiyet ya da miktarında gerçeğe aykırılık bulunmaktadır. Kısmen sahte belgede ise gerçeğin yanında gerçek olmayan muamele ve durum veya yanıltıcı niteliği kabule yol açan mahiyet ve miktar dışında ve bunları aşan gerçeğe aykırılık söz konusudur.

Gerçek muamele ve durumun bir başka mükellefin belgesiyle veya sahte belgeyle belgelendirilmesi durumunda, bu belgeleri kullanan mükellef failin sahteliği bildiği kabul edilmelidir. Zira belge aldığı kişiyle alım satım ilişkisinde bulunmayan ve bunu bilen mükellef, failin alıp kullandığı belgenin sahte olduğunu bilmediği düşünülemeyecektir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Buna göre; gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir. Örneğin, satın alınmayan mal veya hizmetin alınmış gibi fatura düzenlenmesi faaliyeti sahtecilik, düzenlenen fatura da sahte belgedir. Madde metninde sahte belge tanımı yapılırken özellikle belge içeriğinin gerçeğe aykırı düzenlenmesinden bahsedilmektedir. Sahte olarak basılmış ya da mükellefin rızası dışında mükelleften elde edilmiş belgeler de sahte belgedir, ancak bu şekilde maddi olarak yapılan sahteciliklerde dahi sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının özelliği nedeniyle belgenin, gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenmesi gerekmektedir (YCGK-K:2019/567). Sahte belge ve suçu özetle yukarıda anlatılmaya çalışılmış olup, suçun yargılaması aşaması ise aşağıda anlatılmıştır.

Vergi Usul Kanunu normlarının ihlal edilmesiyle oluşan vergi kaçakçılığı suçunun soruşturma ve kovuşturması Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genel hükümleri uygulanarak yapılır.

Haklarında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma suçu nedeniyle rapor düzenlenen kişiler hakkında ; Vergi dairesi başkanlıları veya defterdarlıklarca suç duyurusunda bulunmakta, bu suç duyurusu sonunda kişiler hakkında Asliye ceza mahkemelerinde ceza davası açılmaktadır.

Vergi suçları nedeniyle ceza davası açılabilmesi için vergi idaresi tarafından “vergi tekniği raporu” ve “vergi suçu raporu” olmak üzere iki tür rapor tanzim edilir:

 

  • Vergi Tekniği Raporu: Vergi tekniği raporu, mükellefin yaptığı iş ve işlemleri, girdiği ticari ilişkileri, incelenen defter ve belgelerden edinilen bilgileri teknik açıdan analiz ederek usulsüzlük olup olmadığını tespit eden bir rapordur.
  • Vergi Suçu Raporu: Vergi suçu raporu, vergi incelemesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporu değerlendirilerek hazırlanır. Vergi suçu raporu, mükellefin usulsüz işlemlerinin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturuyorsa suçun unsurlarının neler olduğu ve ne şekilde oluştuğu konusunda hukuki bir değerlendirme içeren bir rapordur. İşlenen suç, vergi suçu raporuyla açıklığa kavuşturulduğunda savcılığa suç duyurusu süreci başlatılır.

Vergi idaresi tarafından usulüne uygun bir şekilde hazırlanmış “vergi tekniği raporu” ile “vergi suçu raporu” olmadan mükellef hakkında vergi suçu nedeniyle ceza davası açılamaz.

   Asliye ceza mahkemeleri sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullananlarla ilgili hüküm verirken Yargıtay 11.ceza dairesinin 2000/5348 ESAS 2000/5579 KARAR sayılı 01.12.2000 tarihli kararı ile belirlenmiş olan ‘’ Sahte fatura kullanma suçu bakımından her tarh döneminin ayrı ayrı değerlendirilmesi, farklı tarh dönemlerinde aynı suçun işlenmiş olması halinde tek bir suçtan zincirleme suç hükümlerine göre ağırlaştırılmış ceza verilmesi yerine her tarh dönemi için ayrı suç olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki ‘’ görüşünü esas almaktadır.

Örneğin ; 2020 yılında 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınarak yapılacak incelemede 2015,2016, 2017, 2018 ve 2019  dönemleri incelenen bir mükellef şayet bu yılların tamamında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemiş veya kullanmış  ve de hakim cezayı üst ( VUK. 359./b maddesine göre verilebilecek cezalar enaz 3 en fazla 5 yıldır.) sınırdan vermiş ise toplam  5x5 = 25 yıl cezaya mahkum olabilmektedir.

Yargıtay ceza genel kurulunun 2002/11-28 ESAS  2002/179 KARAR sayılı 05.03.2002 tarihli kararı ile Yargıtay söz konusu ilkeyi yumuşatmış, bu ilkenin katma değer vergisine ilişkin sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma suçuna uygulanmasını hakkaniyete aykırı bularak  diğer vergi türleri bakımından kabul edilen ‘’ vergilendirme-tarh dönemi kdv yönünden ‘’ hesap dönemi-takvim yılına tahvil ederek genel ilkeye istisna getirmiştir.

Ceza hukukunda her sonuç ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç sonuca neden olmuşsa o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalara muhatap olur. Ancak bazı hallerde faile tek ceza verilmekle yetinilir. Müteaddit neticelerin meydana gelmesine rağmen faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de müteselsil suçtur. TCK.nın 43.nci maddesine göre zincirleme (müteselsil) suç kavramını  sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma fiili  açısından incelediğimizde ; Failin sadece vergi kaçırmak amacıyla hareket ettiği VUK.md.359. hükmünü ihlal ettiğini, aynı hüküm farklı zamanlarda ihlal edildiği ve mağdurun hep devlet olduğu görülmektedir. Zincirleme suçun kanunda kabul edilmiş olmasını, suçun failine gerçekleşmesine sebebiyet verdiği suç sayısınca fiilden ceza vermek yerine, fail için bir cezaya hükmedilmesi ancak bu cezanın kanunda belirtilen oranlar çerçevesinde, artırılarak uygulanması demektir.

En son çıkan 7143 sayılı kanunla matrah artırımında bulunan mükellefler şunu bilmelidirler ki matrah artırımı sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge suçunu işleyenleri kurtarmamaktadır. Böyle bir şüpheyle her zaman incelemeye alınıp haklarında suç duyurusunda bulunulma ihtimali vardır.

Asliye ceza mahkemeleri vergi suçlarının yargılanmasında dosyayı bilir kişiye  göndermektedir.  Bilir kişiler genelde mali müşavirler veya yeminli mali müşavirlerdir. Bunlarda vergi inceleme elamanın raporlarını ve tespitlerini dayanağı belgeleri inceleyerek kararlarını mahkemeye sunmaktadırlar. Asliye ceza mahkemeleri de buna göre karar vermektedirler. Karar sonucu mahkumiyet ise istinaf mahkemesince bazen de Yargıtay kararlarıyla kesinleşmekte olup sonuçta ceza evine girmek kaçınılmaz olmaktadır.

 

RAHMİ ÇELİK

ODA DANIŞMANI


  • Yorum Yap

  • Ad Soyad:

  • Email:

  • Mesajınız: